"Enter"a basıp içeriğe geçin

Osmanlıların Kur’an-ı Kerim’e Olan Hürmeti

Bugünümüzü kurmak ve yarınımızı planlamak için başta Sultan 2. Abdülhamid devri olmak üzere Osmanlı’yı öğrenmeye mecbur, hattâ mahkûmuz…

sultan-guc-ve-hassasiyetÇamlıca Yayınları tarafından basılan Ahmet Uçar’ın hazırlamış olduğu Sultan, Güç ve Hassasiyet adlı kitap, Osmanlı devletinin Kur’an-ı Kerim’e gösterdikleri saygı ve hürmeti, İslamiyete uyma hususundaki hassasiyetini kısa kısa pasajlar eşliğinde okuyucuya sunmaktadır. Kitabın ilk 100 sayfalık bölümü, Osmanlı’nın Kur’an-ı Kerime göstermiş olduğu hürmeti, matbaanın bulunmasından sonra dünyada ve Osmanlı devletinde yapılan Kur’an-ı Kerim baskılarını, Sultan 2. Abdülhamid hanın Kur’an-ı Kerim baskılarının tedkik edilmesi amacıyla kurduğu Meclis-i Tedkîk-i Mesahif-i Şerif’e’nin (Mushaf-ı Şerifleri Tedkîk Heyeti) faaliyetlerini ve yapılacak olan baskılarda gözetilecek hususları, Kur’an-ı Kerim basımıyla ilgili Sultan 2. Abdülhamid han’a sunulan raporları, baskı işlerinde gerekli hassasiyeti ve edebi gözetmeyenlere karşı alınan tedbirleri ve Çarlık Rusya ile İngiltere’nin Kur’an-ı Kerim’i tahrif etme çalışmalarını, arşiv vesikaları ile destekleyerek anlatmaktadır.

Asr-ı saadetten sonra gelen İslam devletleri içerisinde İslamiyet’e en çok hizmet eden devlet olan Osmanlı Devleti, Resulullah Efendimizin “aleyhisselatü vesselam” ve Eshab-ı Kiram’ın yolu olan Ehl-i Sünnet vel Cemaat itikadını takip ederek İslam ümmetinin gönlünde taht kurmuş ve bir çok hizmette bulunmuştur.

osmangazi-seyhedebali
Osmanlı’nın kuruluş devrine gittiğimizde, devletin kurucusu olan Osman Gazi’nin, hocası Şeyh Edebali’nin evinde, kaldığı odadaki Kur’an-ı Kerim’e hürmetinde dolayı uyuyamadığını ancak sabaha doğru uyku bastırması sonucunda uykuyla uyanıklık arasında bir rüya gördüğünü biliyoruz. İşte bu rüyaya sebep olan edeb ve hürmettir ki, Osmanlı Devleti’nin altı asrı aşan kudret ve başarısının anahtarı olarak görülmektedir. Osman Gazi rüyasında Şeyh Edebali hazretlerinin koynundan bir ayın doğup kendi koynuna girdiğini, arkasından da kendi göbeğinden bir ağacın çıkıp bütün âlemi tuttuğunu, gölgesinde ise nice dağların bulunup, nehirlerin aktığını, birçok insanların ise kaynaştıklarını görmüştü. Neşrî’nin verdiği bilgiye göre, Osman Gazi bu rüyasını Şeyh Edebali hazretlerine açmış ve hocası bu rüyayı;

“Müjdeler olsun Ey Osman! Hak teala sana ve senin evladına saltanat verdi. Bütün dünya evladının himâyesinde olacak, kızım Mal Hatun da sene eş olacak” şeklinde tabir etmişti.
(Kitapta, buna benzer bir rüyanın Osman Gazi’nin babası Ertuğrul Gazi tarafından da görüldüğü belirtilmektedir)

İşte böylesine mübarek bir insan olan Osman Gazi’nin evlatları/torunları da aynı hassasiyeti ve edebi göstermek için ellerinden gelen gayreti göstermişler, insanların İslamiyet’i öğrenmeleri, dinlerini rahatça yaşayabilmeleri, ayrıca İslamiyet’e bir hâlel gelmemesi için ne gerekiyorsa yapmışlardı. İşte birkaç örnek;

  • İstanbul’daki saraylarda ve selâtin camilerde, diğer şehirlerdeki büyük camilerde ve Kabe-i Muazzama ve Ravda-i Mutahhara’da günün her anında (7 gün / 24 saat) Kur’an-ı Kerim tilâveti yapılarak, sevabı Resulullah Efendimizin “aleyhisselatü vesselam”, Eshab-ı Kiram’ın, mezhep imamlarının, ehl-i sünnet alimleri ve bütün müminlerin ruhaniyetlerine hediye ediliyordu.

    nizamiye-medreseleri.jpg

  • Büyük Selçuklular devrinde Nizâmü’l-Mülk tarafından Nişâbur’da ehl-i sünnet itikadını müdâfaa için başlatılan medrese faaliyeti, Osmanlılar devrinde ihtişamının en üst seviyesine çıkmıştır. Bu medreselerde Kur’an-ı Kerim, Hadis-i Şerif (Kütüb-i Sitte), Akâid’de İmam-ı Maturidi hazretleri, Fıkıhta İmam-ı A’zam, İmam Ebû Yusuf hazretleri gibi ehl-i sünnet alimlerinin eserleri okutulmuş, Osmanlı alimleri bu mübarek zatların eserlerine sayısız şerhler yazmışlardır. Bunun sonucunda da nice Akşemseddin’ler, Molla Gürani’ler, İbn-i Kemal’ler, Ebüssuud’lar yetişmiş, medreselerin kıymetli birer mahsülü olarak bu ümmete rehberlik yapmışlardır.

    osmanli-huzur-dersleri

  • İstanbul’da saray ve büyük camiilerde Huzur Dersleri adıyla sultanların huzurunda devrin meşhur alimlerince zamanın hâdiselerinin de müzakere edildiği tefsir dersleri yapılmış, Hatm-i Buhârî adıyla camilerde daimi olarak Hadis-i Şerif okuma faaliyeti başlatılmıştır.
  • Sultan 2. Abdülhamid Han, Fransız yazar Bornier’in “Muhammed” adlı iftira dolu piyesinin oynatılması Paris, Londra, Roma ve Washington’daki bütün tiyatrolarda Osmanlı’nın siyasi nüfuzunu kullanarak yasaklatmıştır.
  • Sultan 1. Abdülhamid Han “Peygamber efendimizin ‘aleyhisselatü vesselam’ emir ve işaretleri varken nücûm ehlinin, yıldız falı ile uğraşanların boynunu vururum” demiştir.
  • Sultan 2. Abdülhamid Han’ın “En küçük köylere dahi Kur’an-ı Kerim gitmesini istediğini, en büyük arzusunun da herkesin evinde Kur’an-ı Kerim bulunması olduğunu kitaptaki arşiv ve vesikalardan öğreniyoruz.

Yazımızın başında da yine kitaptan naklettiğimiz gibi; Bugünümüzü kurmak ve yarınımızı planlamak için başta Sultan 2. Abdülhamid devri olmak üzere Osmanlı’yı öğrenmeye mecbur, hattâ mahkûmuz… 

Osmanlı’nın inceliğine, hassasiyetine, saygısı ve hürmetine muhtacız… Onlar gibi olamadıkça, belimizi doğrultmamız mümkün gözükmüyor.

Merhum Yahya Kemal’in şu sözüyle yazımızı noktalayalım.

“Bu devletin iki mânevî temeli vardır:
* Fatih Sultân Mehmed’in Ayasofya minâresinden okuttuğu ezân sesi (ki hâlâ okunuyor!..) – Maalesef şu dönemde bundan mahrumuz!
* Yavuz Sultân Selim’in Hırka-i saâdet önünde okuttuğu Kur’an-ı Kerîm sesi (ki hâlâ okunuyor!)”

Başka yazılarda buluşmak dileğiyle…

İlk Yorum Sizden Gelsin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir