Atsız – Türk Tarihinden Meseleler

Hüseyin Nihal Atsız hakkında şu zamana kadar olumlu/olumsuz çok şey duyduysam da kendisini bizzat okuyup tanımak istedim. Bu sebeple geçtiğimiz günlerde Ötüken Yayınları’ndan çıkan Türk Tarihinden Meseleler isimli kitabını aldım ve okumaya başladım.

Atsız’ın yararlı tespitleri mevcut. Sorgulayan ve resmî Türk tarihinde bildirilenlere kısmen aykırı bir duruş sergileyen ve Türklerin çok daha geçmişe dayandığını ifade eden Atsız’ın olaylara İslamiyet nazarından bakmaması, Türkçülüğü İslamiyetten üstün tutması benim asıl üzerinde durduğum konu oldu. İslam büyükleri hakkında kullandığı ifadeler, İslamiyetin Türklerin geri kalmasına sebep olduğunu söylemesi ve daha nice sözleri bir müslüman olarak benim hoşuma gitmedi. Bunları aşağıda aynen naklediyorum:

“Türklere  millî mazisini unutturan önce maniheizim, sonra da İslamiyet olmuştur…
10. yüzyılda kabul olunan İslâmiyet de millî maziye aynı darbeyi vurmuştur. Hem de bu seferki darbe birincisinden daha yaman olmuş, mâziyi unutmak faciası halk tabakasına kadar bulaşmıştır.” sayfa 79-80

“Haild bin Velid, Tarık bin Ziyâd büyük komutan diye göklere çıkarıldığı halde, onları emir eri diye bile kullanmayacak olan Çağrı Beğ, Afşin Beğ, Oruç Reis unutulmuştu.” sayfa 81

Atsız, bu ifadeleriyle İslamiyeti suçlamakta. İslamiyet’in Türklerde olumsuz bir etki bıraktığına inanıyor.
Osmanlı’nın büyüklüğünü ve padişahların yüksekliğini kabul etmiş durumda. Kitabının bazı bölümlerinde Osmanlı padişahları hakkında atılan iftiralara cevaplar vermekte. İkinci Abdülhamid için “Gök Sultan” ifadesini kullanan ve onun büyük bir hakan olduğunu belirten Atsız, Vahdeddin Han için ise “asla hâin değildir” diyor.

İkinci Selim için “şair ve ayyaş” olduğunu, Üçüncü Murad’ın “kadınlara düşkün” olduğunu ancak hiçbir Osmanlı padişahının hain ve gafil olmadığını belirtiyor. Bu iki padişah hakkındaki ifadeleri, muteber tarih kitaplarıyla örtüşmüyor. [Osmanlı padişahlarının hepsi İslamiyete tam uymaya çalışan dindar insanlardı. İçki içmeleri vs. konular kesin bilgiler değil, uydurulan ifadelerdir.]

Özellikle Abdülhamid Han’ın döneminden övgüyle bahsediyor.
Türklerin Anadolu’ya girişinin 1071 Malazgirt Savaşı ile değil, 1040 Dandanakan Savaşı ile olduğunu söylüyor.
Milletimiz arasında bilinen “16 Türk Devleti” ifadesinin doğru olmadığını, Türklerin daha birçok devlet kurduklarını belirtirken, aslında bütün Türk devletlerinin birbirinin devamı olduğunu, bununla beraber devlet sayısındaki çokluğun, Türklerin çok devlet kurdukları ancak devam ettiremedikleri gibi bir algı oluşturacağını belirtiyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin de sadece rejim değişikliği olduğunu, sadece Osmanoğullarının saltanatının bittiğini ifade etmekte.

Atsız’ın düşünceleri bu şekilde. Zaman zaman faydalı tespitlerini okusam da, yukarıda belirttiğim gibi bir müslüman olarak İslamiyet hakkında söylediği sözlerden rahatsız oldum. Atsız’ı tanıma noktasında ise mesafe aldım. Tabi bundan sonra başka bir kitabını okur muyum bilmiyorum.

Hüseyin Nihal Atsız
Türk Tarihinde Meseleler
Ötüken Neşriyat
Temmuz 2014

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: